gelin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2008 Cumartesi

"Ev"lenmek!!!

"Ev"et , "Ev"et sıradaki henüz tamamlanamamış ve hatta gecikmekte olan misyonumuz müstakbelimle bana başımızı sokacak bir çatıcık(!)-heyhaaat ben hiç bu kadar mütevazi oldum mu- bulmak!!! Fakat bu görev, kriterlerimizin nitelik ve nicelikte baya aşmış ve ayrışmış olmasından mıdır nedir henüz sonuçlanamadı.

A. SEVGİLİ MÜSTAKBELİMİN KRİTERLERİ

1) Plazmalarımızı(çokçoğul ekine dikkat) yerleştirecek genişlik, uzunluk ve büyüklükte duvarlar olması

2) Aynı anda hem sağlam bir yemek takımını, hem corner olmayan standart bir koltuk takımını, hem kanepede uyuması garanti kapsamında olan kocacığın asla! hayır! ne munasebet! uyumayacağı iddiasıyla ayaklarını uzatarak oturabilecegi bir lazy boy koltuğu, hem tasarım ünlüsü bir koltuğu ve hem de kendisini ve beni alabilecek büyüklükte bir salon

3) Misafirlerimiz için düşünülmüş bir göçmen bürosu

4) Ankaralı rahatlığından ve emniyetinden olacak dalgın eşin güvenliğinin sağlanacağı kadar güvenlikli bir site

5) 2 araba ve 1 Motor(tekerlekli olanı kastediyoruz)un rahat rahat konabileceği hatta üstüne bide haftada bir yıkanabileceği bir otopark

6) Kira ve aidat

B. SEVGİLİ ŞAHSIMA AİT KRİTERLER

1) Tamam henüz yeni başladığım bu macerada defterimde yalnızca 12 tarif olmasına rağmen her gün yemekler üstüne yemekler pişirip, ziyafetlerden ziyafetler hazırlayıp, bir yemek kitabı bilemedin bir cooking bloguna ilham olacak genişlikte, ferahlıkta, bol dolaplı, user friendly bir mutfak

2) Oh my bu tuvalete daha önce hiç kimse çişini yapmış olmasın hatta eyvahlar olsun diğerini asla aslaaa diyebileceğim gezegendeki enn keskin domestosla, enn oksijenli kosla oxy'yle, ennnn kokulu arap sabunuyla ve hatta kireçle falan temizlemekle geçmez bunlar demeyeceğim kadar yeni, temiz, tertemiz bir banyo

3) Çam-börtü-böcek

4) Doktora tezimi bitirebileceğimi umduğum, bu süreçte, kendimi, evreni, hayatı ve insanlığı sorgulayacağım, duvarları çentiklenebilecek yumuşaklıkta, ölüp ölüp dirileceğim, içimi daraltmayacak bir çalışma odası( bu kalemde hiç kinaye yoktur)

5) Tüm alışveriş merkezlerini sıra halinde dolaşan bir otobüs hattı( ki bu kalemde de hiç kinaye yoktur:))

Aaah belki son kalemden fedakarlık edebilirsem asagidaki evi tutmaya ikna olabilirim, düşünmem lazııııım!

Sevgili müstakbelimin bir keresinde bana yolladığı süpper bir kelime oyunu başyapıtıyla bitiriyorum:

Melih Cevdet'e sormuşlar."evlilik nedir" diye.eskiden demiş, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi biraraya gelir.yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır,beraberce yeni ev düzülürdü.tabi o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi.o yüzden buna "evlenmek" denirdi.şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar.bu yüzden artık evlilik "katlanmaktır" demiş.

;))

-Gelin

22 Mart 2008 Cumartesi

Organza İşler

Ben, cok iyi bildiğiniz gibi sevgili arkadaşlarım pekkkkkkk süslü bi hatunumdur. Yani yemeden içmeden uyumadan durabilirim de süslenmeden asla. Eh tabi bu süse püse, kurdeleye çiçeğe, kristale boncuğa olan düşkünlüğümü düğünüme yansıtmayacak olmam düşünülemez.

Peki ya düğünün "süs"ünü emanet edeceğim organizasyoncular? Cici kocalarının döşediği “home office”lerinde pek sevgi dolu şekerden hanımlar pıtır pıtır organizasyon şirketleri kurmuşlar ve evet hakikaten çok güzel düğünleri astronomik paralara yapıyorlar!!

Tabi iş ağır iş, yeşilin hangi tonu limonküfünün kaçta kaçıyla kombin edilmeli, somon organza kurdeleye kaç yansımalı kristal boncuk seçilmeli, ortanca mı lisyantüs mü gül mü zambak mı aman yarabbi hangisi hangisi ortaya kaçar adet hangisinden konulmalı?!?! Ama ellerine illaki benim gibi süs manyağı “Neee 2 gönül bir olunca mı?? Samanlık seyran mıı?? O da nesi ayol?!?!!?” konseptinde bi hatun düşeceği için bu paraları da pek güzel kazanmışlar. Bazısı- yine hakkını vermek lazım -daha düşünceli: öyleki bu işin pahasının, bu pahanın ne kadar gereksiz olduğunun ve bu gereksizliğin ne kadar stres ve kavgaya vesile olacağının farkına varıp sağolsunlar bedavaya “yaşam koçluğu” yapıyorlar düğüne kadarJ Yani nedir bu yaşam koçluğu, damada kitlenen ve kaçışı olmayan bu durumun damada bir güzel Freudyen yaklaşımlarla yedirilmesi...Ben şahsen takdir ettim, bir an önce sevgili müstakbelimin beyninin yıkanmasını, bir gün uyanıp “yaw sevgilim gel metal değil gümüş şamdanlar kullanalım, peçeteler 100% ipekten olsun, üstüne de swarovski taşlarla isimlerimizi işletelim” filan demesini bekliyorum!

NASAya gidip astronomik bi seyahatin bile karşılanabileceği bu astronomik fiyatları tabiki kabul edemedik, aghh bi de insan benim gibi o tüllerin İzmir caddesindeki Erdoğan Düğmede metresinin bir milyondan filan satıldığını bilince ısrar da edemiyor, isterim de isterim diyemiyorrr! Yok yok yalan, bal gibi de söyleyebiliyorum: sevgili müs, isterim de isterim!!

Tam bu organizasyon işi beni kederlere gark etmiştiki düğün sezonu açıldı, piyasalar çalkalandı, petrol fiyatı, ressesyon derken organizasyon şirketleri de kampanyalara başladı: şimdi 2. raunda hazirlanıyorum. Somon pembe, ortanca, kristal!!


-Gelin

22 Şubat 2008 Cuma

Kitchen Confidential

Düne kadar "yeni dünya"nın Amerika kıtasından ibaret olduğunu sanan bendeniz, onun aynı zamanda bir meyve olduğunu da öğrendim! Bu kadar mı, tabiki hayır: bergamut, topan patlıcan, terbiye ile marine arasındaki fark vs... Saniyesinde kallavi bir "Türk" erkeğine dönüşebilen müstakbelime evet dedigim saniyeden beri "bi dakka ya ama ben hiç yemek yapmayı bilmiyorumki" dehşetiyle yaşıyorum. Bu sebeple olacak ki ayni saniyeden bu yana annemin yanında intern pozisyonda çalışmaktayım.

Fakat bu internship sadece yemek nasıl yapılırla kalmadı, yemek işi halledilmeden başka bişi yapamazsın kızım kocan aç bilaç eve gelecek empozesiyle bi çeşit asimilasyona, beyin yıkamaya da dönüştü. Öyleki kendimi tam da şu anda " Sarı trençkotum, kemik gözlüklerim ve trendy bootielerimle alışverişe mi gitsem yoksa bi tencere karnıbahar yanına bi dee tavuklu pilav mı yapsam" ikilemi içinde buldum!!!! Eyvahlar olsun!

Bu ikilemi tahmin ettiginizin aksine karnıbahardan yana kullanıp, blogumun başına geçtim işte. Yemek yapmakla ilgili en büyük problemim teoriye saplanıp kalmam! Her yemeğe ne kadar tuz atılıp kocaman görünen bi etin pişince nasıl da düdük kadar kalabildiğini anlatan bi makale, textbook ya da lecture notes neden yok!!

Diger büyük problemim de yine iktisat üzerine doktora yapan benim iktisadı mutfaga bi türlü uyarlayamıyor olmam!

Ögrendiğim tüm yemekleri becerebilmem için ölçü hassas teorisyen kimliğimden bir an önce sıyrılmam şart, yoksa annemin su bardağı, annemin kaşığı, annemin küçük teflon tenceresi olmadan afiyetli bi yemek yapamayacağım!!

Bir başka blogda babamla gerçekleştirdiğim "Büyük Marketlerde Ekonomik Alışveriş Nasıl Yapılır" konusunu iredeleyeceğim: aynı alışveriş listesini alıp bir taraftan benim tek başına yaptığım bir taraftan da babamın kendi yaptığı alışverişte kasada bulustuğumuzda fiyat-ağırlık arasındaki ince orantılar sayesinde tamamen aynı şeyleri almış olmamıza rağmen bana nasıl -37.4 milyon fark attığını paylaşacağım..


-Gelin