28 Şubat 2008 Perşembe
Yoğun istek üzerine "Yüzük Üçlemesi"
22 Şubat 2008 Cuma
Kitchen Confidential
Düne kadar "yeni dünya"nın Amerika kıtasından ibaret olduğunu sanan bendeniz, onun aynı zamanda bir meyve olduğunu da öğrendim! Bu kadar mı, tabiki hayır: bergamut, topan patlıcan, terbiye ile marine arasındaki fark vs... Saniyesinde kallavi bir "Türk" erkeğine dönüşebilen müstakbelime evet dedigim saniyeden beri "bi dakka ya ama ben hiç yemek yapmayı bilmiyorumki" dehşetiyle yaşıyorum. Bu sebeple olacak ki ayni saniyeden bu yana annemin yanında intern pozisyonda çalışmaktayım.
Fakat bu internship sadece yemek nasıl yapılırla kalmadı, yemek işi halledilmeden başka bişi yapamazsın kızım kocan aç bilaç eve gelecek empozesiyle bi çeşit asimilasyona, beyin yıkamaya da dönüştü. Öyleki kendimi tam da şu anda " Sarı trençkotum, kemik gözlüklerim ve trendy bootielerimle alışverişe mi gitsem yoksa bi tencere karnıbahar yanına bi dee tavuklu pilav mı yapsam" ikilemi içinde buldum!!!! Eyvahlar olsun!
Bu ikilemi tahmin ettiginizin aksine karnıbahardan yana kullanıp, blogumun başına geçtim işte. Yemek yapmakla ilgili en büyük problemim teoriye saplanıp kalmam! Her yemeğe ne kadar tuz atılıp kocaman görünen bi etin pişince nasıl da düdük kadar kalabildiğini anlatan bi makale, textbook ya da lecture notes neden yok!!
Diger büyük problemim de yine iktisat üzerine doktora yapan benim iktisadı mutfaga bi türlü uyarlayamıyor olmam!
Ögrendiğim tüm yemekleri becerebilmem için ölçü hassas teorisyen kimliğimden bir an önce sıyrılmam şart, yoksa annemin su bardağı, annemin kaşığı, annemin küçük teflon tenceresi olmadan afiyetli bi yemek yapamayacağım!!
Bir başka blogda babamla gerçekleştirdiğim "Büyük Marketlerde Ekonomik Alışveriş Nasıl Yapılır" konusunu iredeleyeceğim: aynı alışveriş listesini alıp bir taraftan benim tek başına yaptığım bir taraftan da babamın kendi yaptığı alışverişte kasada bulustuğumuzda fiyat-ağırlık arasındaki ince orantılar sayesinde tamamen aynı şeyleri almış olmamıza rağmen bana nasıl -37.4 milyon fark attığını paylaşacağım..
-Gelin
17 Şubat 2008 Pazar
Bana arkadaşını söyle, sana "yuh" diyim..!
Tuhaf LCV'ler şimdiden başladı..
Geçen akşam arkadaşım Sarp aradı, aramızda aynen şöyle bi konuşma geçti:
"Burak Selam"
"Naber Sarp?"
"Abi senin düğünü bi hafta ertelememiz gerekiyo!" ("gerekiyo" lafına da ayrıca dikkat çekmek isterim!)
"Neden abi?"
"Abi tekneyle Marsilya'ya gitmem gerekiyo o hafta!" (bi gereksiz "gerekiyo" kullanımı daha..)
Ne süper ya, benim bu arkadaşlarımdaki large'lığın onda biri bende olsa bu düğün sürecinde başka hiç bişey istemem rabbimden!!! :) Accaip kolay bişey sanıyolar! :))
"hee hay allah ya o gün tekneyle mi çıkıyosun, tamam yaa o zaman haftaya yapalım biz düğünü..."
Sarp seni de bekar şişko kızlar masasına atiim de düğünde gör!
-Damat
15 Şubat 2008 Cuma
Save The Date!
Vee evet bugün itibariyle sevgili müstakbelimin de "bu olmamışki" , "hepsi güzel", "ı-ıh içime sinmedi", "takvim koyalım ama öyle ki takvim olduğu anlaşılmasın", "ama bunda sadece gelin var ben nolucam", "şu diğerinin sağına, bu da burdakinin altına, yazı da öbürünün 13.5 derece kadar soluna, gölgeler de ekvator çizgisiyle ters açı yapacak kadar aşağıya kaydırılırsa sanki olacak" gibi yardımları sonucunda SAVE THE DATE kartimizi çoook sevgili kız tarafı, erkek tarafı ve tarafsız arkadaşlarımıza yolladık! 28 HAZİRAN 2008de yaz tatili, final rehaveti, iki elim kanda senaryolari, aynı gün aynı saat bi arkadaşım daha evleniyo gibi hayırlı işleri, ekmek kuran çarpsın ki fill in the blanks with the correct excuse'lari kabul etmiyoruuuuz! Notunuzu alın lütfen, bekliyoruz!!!
Not: Davetiyeleriniz daha sonra ayrica gönderilecek tabiki!
Ben bu kelimleri öğrenecek adam mıydım yahu!??!!! - Welcome to M
Düğün olayı tuhaf olaymış hakketen. Erkek için. Yani görüyosun ki senin yaşadığın gerçek hayattan kopuk bir başka parelel hayat yaşanıyor düğün hazırlıkları esnasında...(tabii ki bayanlar tarafından) Bu parelel evrenin cidden herşeyi farklı..değerleri, kriterleri, hatta konuşma dili, jargonu. Adeta Matrix...
Damat olarak sizden beklenen bu parelel evrene (finansal destek hariç) hiç bulaşmamanız, kenarda süklüm & püklüm oturup -sadece ve sadece sorulduğunda- sizden istenen cevapları vermek. "Evet o gerçekten harika sevgilim!" , "Ben de öyle düşünmüştüm şekerparem" , "Yoo, Bence hiç pahalı değil hanımlar!" gibi... Bu durumda parelel evren Matrix' e sadece ara sıra uğrayan, ama parelel evren sakinleri tarafından takdir edilen bir süper-kahraman olmak içten bile değil...

..amaaaa benim gibi burnu uzun bi adamsanız durum değişiyor tabii. Aslında ben durduk yerde herşeye burnumu sokayım demiş değilim. "Aaaaa erkek gelir mi gelinlik bakmaya ayol!" tepkilerine yol açan durum, benim uzun burunluluğum değil, sadece sevgili müstakbelimle birbirimizin -özellikle- giyim kuşam ve tasarım konularında zevklerimize güveniyor olmamız. Bu durum da beni 26 hanımla birlikte gelinlik bakmaya giden, ve dahi gelinlik hakkında fikir yürütmek zorunda olan bir adam haline sokuyor. Tabii bu hiiiiç kolay değil. Onlarla onların parelel evreninde aşık atabilmek için en azından jargona birazcık hakim olmak gerekiyor. Yoksa "eeeee şu beyazlar bence olmamış, sanki biraz şey mi neee" tarzı bi itiraz bi damatın matrix düzleminde itibarını ve karizmasını sıfırlar! İşte bu durum benim şu ana kadar hayatımda hiç duymadığım bazı kelimelerle tanışmama neden oldu..mesela "organza", mesela "lame", "dore" , "şantuk"..
Bu kelimeleri kullanmak insana (erkeğe) başta bi parça John Galliano hissettirse de sonra alışıyo insan, hatta biraz kaptırınca kalkıp eline beline koyman an meselesi..:) o yuzden aman dikkat! Karizmatik damattan, gelinin gay kuzeni görüntüsüne kaymanız arasında ipince bi çizgi var. Demem odur ki, evlilik hazırlıkları insanın kelime haznesini genişletmekte, onu gördüm. Hele bi de tektaş bakmaya gidişim var ki onu da ayrı bi flashback blogda anlatmak isterim detayıyla..şimdilik budur durumlar.
-Twitdayı
14 Şubat 2008 Perşembe
Düğün Çorbası
Kafam karışık!!
Çok güzel yerlerden çooook güzel bi dolu gelinliği giydim ve sonuç olarak hala 3 model arasında gidip geliyorum.
Gelinlik bakmaya sevgili müstakbelim, görümcem ve ben "randevu mu o da ne" bile almadan sanki ZARAda indirimde ne var diye bakmaya girer gibi girivermistik PRONOVIAS'a hemen hemen aylar önce:)) O gün bir şekilde bizimle ilgilenildi ve öğrenildi: gelinlik güzel bişi ya!
Takip eden haftalarda ben, annem, kayınvalidem, anneannem; daha da sonra ben, müs, annem, kayınvalidem, teyzem, kardeşim, görümcem; sonraaaa ben, bizim kızlar, kardeşim, teyzem gibi x'in n'li kombinasyonlarından oluşan ve her defasında iyice karışan bir ekiple delice gelinlik denedim de denedim: üstelik tüm sabit fikirlerime ragmen:))
En son benim pek sevgili canciger kiz arkadaslarim Denizakınç, Cerenvardar ve Ayçadönmezle bi son tur attim ve sanıyorum, galiba, büyük ihtimalle sonunda kararımı verdiim PRONOVIAS'dan harika bi modelde, foto yok çünkü süpriz. Kızlaaar çok teşekkür ederim;)
-Styleboom




