12 Haziran 2008 Perşembe
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa birgün kıyar nikahı....
4 Nisan 2008 Cuma
Metamorfoz! (ya da Tarkan'ın da dediği gibi) Vay anam vay!
...genc adam spor salonuna girer. (Editörün Notu: Spor kiyafetleri icinde fit vücudu çok çekici görünmektedir! :P ) Spor giyimde tercihi old school three stripe Adidas takimdan yanadir, ama konu bu degildir. Telaşlı olduğu, kafasının yoğun olduğu her halinden bellidir! Telaş içerisinde ipodunun ayarlarını yapar, her akşamki gibi hızlıca koşu bandına doğru yönelir. (Editörün Notu: Spor kiyafetleri icinde fit vücudu çok çekici görünmektedir!) Koşu bandına gidiş yolu üzerinde yine her akşam yaptığı gibi dergilere yönelir. Telaşla dergilerini seçip koşu bandına çıkmıştır bile. Ayarlarını yapıp hızla yürümeye başlar ki aniden irkilir! Çünkü bir anda seçtiği dergilerin farkına varmıştır: ElleDecor, Maison Française, AD Home gibi gayish bi kombinasyon yapmıştır. Normalde Esquire, FHM, Boxer ve hadi bi de Economist dergilerini seçen bu genç adam aniden kendindeki bu dönemsel değişikliğin farkına varır! Her akşam diri ficuduna fokuslanmış olan dişi bakışların yerinde yeller esmesinin bir açıklamasının olduğunu farketmek yüreğine su serpmiştir. Bu düğün işleri insanı amma da değiştiriyor bre diye son derece erkeksi bir gülüş fırlatır kendi kendine, terli ficüduyla bir sonraki maceraya 8.5 hız, 1.4 eğim ve 141 nabizla koşmaya devam eder!
28 Şubat 2008 Perşembe
Yoğun istek üzerine "Yüzük Üçlemesi"
17 Şubat 2008 Pazar
Bana arkadaşını söyle, sana "yuh" diyim..!
Tuhaf LCV'ler şimdiden başladı..
Geçen akşam arkadaşım Sarp aradı, aramızda aynen şöyle bi konuşma geçti:
"Burak Selam"
"Naber Sarp?"
"Abi senin düğünü bi hafta ertelememiz gerekiyo!" ("gerekiyo" lafına da ayrıca dikkat çekmek isterim!)
"Neden abi?"
"Abi tekneyle Marsilya'ya gitmem gerekiyo o hafta!" (bi gereksiz "gerekiyo" kullanımı daha..)
Ne süper ya, benim bu arkadaşlarımdaki large'lığın onda biri bende olsa bu düğün sürecinde başka hiç bişey istemem rabbimden!!! :) Accaip kolay bişey sanıyolar! :))
"hee hay allah ya o gün tekneyle mi çıkıyosun, tamam yaa o zaman haftaya yapalım biz düğünü..."
Sarp seni de bekar şişko kızlar masasına atiim de düğünde gör!
-Damat
15 Şubat 2008 Cuma
Save The Date!
Vee evet bugün itibariyle sevgili müstakbelimin de "bu olmamışki" , "hepsi güzel", "ı-ıh içime sinmedi", "takvim koyalım ama öyle ki takvim olduğu anlaşılmasın", "ama bunda sadece gelin var ben nolucam", "şu diğerinin sağına, bu da burdakinin altına, yazı da öbürünün 13.5 derece kadar soluna, gölgeler de ekvator çizgisiyle ters açı yapacak kadar aşağıya kaydırılırsa sanki olacak" gibi yardımları sonucunda SAVE THE DATE kartimizi çoook sevgili kız tarafı, erkek tarafı ve tarafsız arkadaşlarımıza yolladık! 28 HAZİRAN 2008de yaz tatili, final rehaveti, iki elim kanda senaryolari, aynı gün aynı saat bi arkadaşım daha evleniyo gibi hayırlı işleri, ekmek kuran çarpsın ki fill in the blanks with the correct excuse'lari kabul etmiyoruuuuz! Notunuzu alın lütfen, bekliyoruz!!!
Not: Davetiyeleriniz daha sonra ayrica gönderilecek tabiki!
Ben bu kelimleri öğrenecek adam mıydım yahu!??!!! - Welcome to M
Düğün olayı tuhaf olaymış hakketen. Erkek için. Yani görüyosun ki senin yaşadığın gerçek hayattan kopuk bir başka parelel hayat yaşanıyor düğün hazırlıkları esnasında...(tabii ki bayanlar tarafından) Bu parelel evrenin cidden herşeyi farklı..değerleri, kriterleri, hatta konuşma dili, jargonu. Adeta Matrix...
Damat olarak sizden beklenen bu parelel evrene (finansal destek hariç) hiç bulaşmamanız, kenarda süklüm & püklüm oturup -sadece ve sadece sorulduğunda- sizden istenen cevapları vermek. "Evet o gerçekten harika sevgilim!" , "Ben de öyle düşünmüştüm şekerparem" , "Yoo, Bence hiç pahalı değil hanımlar!" gibi... Bu durumda parelel evren Matrix' e sadece ara sıra uğrayan, ama parelel evren sakinleri tarafından takdir edilen bir süper-kahraman olmak içten bile değil...

..amaaaa benim gibi burnu uzun bi adamsanız durum değişiyor tabii. Aslında ben durduk yerde herşeye burnumu sokayım demiş değilim. "Aaaaa erkek gelir mi gelinlik bakmaya ayol!" tepkilerine yol açan durum, benim uzun burunluluğum değil, sadece sevgili müstakbelimle birbirimizin -özellikle- giyim kuşam ve tasarım konularında zevklerimize güveniyor olmamız. Bu durum da beni 26 hanımla birlikte gelinlik bakmaya giden, ve dahi gelinlik hakkında fikir yürütmek zorunda olan bir adam haline sokuyor. Tabii bu hiiiiç kolay değil. Onlarla onların parelel evreninde aşık atabilmek için en azından jargona birazcık hakim olmak gerekiyor. Yoksa "eeeee şu beyazlar bence olmamış, sanki biraz şey mi neee" tarzı bi itiraz bi damatın matrix düzleminde itibarını ve karizmasını sıfırlar! İşte bu durum benim şu ana kadar hayatımda hiç duymadığım bazı kelimelerle tanışmama neden oldu..mesela "organza", mesela "lame", "dore" , "şantuk"..
Bu kelimeleri kullanmak insana (erkeğe) başta bi parça John Galliano hissettirse de sonra alışıyo insan, hatta biraz kaptırınca kalkıp eline beline koyman an meselesi..:) o yuzden aman dikkat! Karizmatik damattan, gelinin gay kuzeni görüntüsüne kaymanız arasında ipince bi çizgi var. Demem odur ki, evlilik hazırlıkları insanın kelime haznesini genişletmekte, onu gördüm. Hele bi de tektaş bakmaya gidişim var ki onu da ayrı bi flashback blogda anlatmak isterim detayıyla..şimdilik budur durumlar.
-Twitdayı



